Sayfa / Ekonomik Durum
Ekonomik Durum
  • Kasabamızın başlıca gelir kaynakları  şunlardır;

    a-)Gül Üretimi

     Gönen ilçesinde, 1000 üretici tarafından, toplam 3745 dekar arazide gül tarımı yapılmaktadır. İlçe dahilinde ise Kasabamız  2060 dekar alan ile başı çekmektedir. Gül verimsiz topraklarda yetişen bir bitki olduğu için, arazinin büyük bölümünde gül dikilmiştir. Güneykent’in gelir kaynağının % 80’inin oluşturan gül üretimi, Isparta’nın da gül yağı üretiminin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Halkın%95 inin gül bahçesi bulunmaktadır. Güneykent kasabasında üretimi yapılan gülçiçeğinin yağ oranı diğer yörelerde üretilen gül çiçeğine göre daha yüksektir.

    Güneykent kasabasında yetiştirilen gül çiçeğinin 3 tonundan 1 kg gül yağı ve 3 ton gül suyu elde edilirken, diğer yörelerde yetişen gül çiçeğinin 3,5 tonundan 1 kg gül yağı elde edilmektedir. Gül çiçeği hasadı kasabamızda  genellikle mayıs ayı ortalarından haziran ayı sonlarına kadar sürmektedir. Her gün açan güller içerdiği uçucu yağın kayba uğramaması için sabah erken saatler de hasat edilmektedir. Toplanan gül çiçekleri ivedilikle alıcılara teslim edilmekte ve alıcılar tarafından gül yağı işleme fabrikalarına ulaştırılmakta ve işlenmektedir. Gül çiçeği işlenmesi sonucu açığa çıkan posa tarımsal faaliyetlerde gübre olarak kullanılabilmektedir. Güneykent Kasabasında günümüz teknolojisine uygun tasarlanmış 2 adet gülyağı fabrikası faaliyetine devam etmektedir. Bunun yanında klasik yöntemle faaliyetini sürdüren 4 adet işletme bulunmaktadır.

    1950’li yıllarda kurulan Güneykent Gülyağı Fabrikası Isparta ilini gül yağı ve gül ürünlerinin tanıtımı ve ticareti konusunda önemli bir merkez haline gelmiştir. 1977 yılında Gülbirliğe geçen Güneykent Gülyağı Fabrikası’nın, müze olarak kullanılması önerilmiştir. Müzeye dönüştürme projesinin yönetimi Gönen Kaymakamlığı, Güneykent Belediye Başkanlığı ve Gülbirlik tarafından ortaklaşa başlatılmıştır. Fabrikanın içerisinde özgün teçhizatlar mevcuttur. Gülyağı fabrikasında bulunan kömürlü buhar kazanı 100 yıla yakın geçmişi olan Rus gemisi buhar kazanı olarak bilinmektedir.

     

     b-)Gül Turizmi

     Güneykent’in ana turizm kaynağı gül yetiştiriciliği ile sağlanmaktadır. Beldemizde en kaliteli ve yağ oranı en yüksek gülün yetişiyor olması, kozmetik sanayisinin ilgisini çekmekte olup, bu nedenle gül ihracatının yapılması halkımıza önemli bir ekonomik katkı sağlamaktadır. GÜLDER (Gül ve Gül Ürünleri Üreticileri Derneği) ile artan gül yetiştiriciliği ile kentteki turizmi giderek canlanmıştır. Dernek hem AR-GE seviyesinde gül yetiştiriciliği yapmayı hedeflemiş, hem de çeşitli etkinlikler düzenleyerek farklı platformlarda Güneykent “gül” ünü markalaştırmayı amaçlamıştır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarla turizmin canlandırılması ile gül ve gül tarımı hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Güneykent Beldesi özellikle gül toplama mevsiminde turizm bakımından oldukça canlı hale gelmiştir. 2011 yılında 4 Japon, 2 Amerikalı ile başlatılan turizm faaliyeti günümüzde her gül toplama döneminde 1000 ile 1500 arası turisti ağırlamaktadır. 2014 yılında bu sayılar, 1400 uzak doğulu ve 1500 yerli turist olmuştur. 2015 yılında ise bağlantı yapılan en az 5000 turist vardır. Anadolu’nun dışında uzak doğudan Kore, Japonya gibi bölgelerden de birçok turisti hem işçi olarak kullanmakta hem de turizme açık bir bölge haline getirmektedir. 

    \

    c-)Yunus Emre ve Dini Turizm

    Hayatı ve şahsiyeti üzerine pek az şey bilinen Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde büyük-küçük Türk Beyliklerinin kurulmaya başlandığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği'nin kurulmaya başlandığı 14. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir şair ve erendir. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhında bulunduysa da, onu "Bizim Yunus" yapan manevi yükselişini Hacı Bektaş Veli′nin kendisini yolladığı Taptuk Emre Dergâhı'nda yaşamıştır ve dergâha çok hizmetler etmiştir. Yunus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğü'nün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13.yy ikinci yarısı, sadece siyasi çekişmelerin değil, çeşitli mezhep ve inançların, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. Böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî gibi ilim ve irfan önderleriyle birlikte Yûnus Emre, Allah sevgisini,aşk ve güzel ahlâkla ilgili düşüncelerini, İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Yûnus Emre, "Risalet-ün Nushiyye" adlı mesnevîsinin sonunda verdiği;"Söze târîh yedi yüz yediydi, Yûnuscânı bu yolda fidîyidi.". Beytinden anlaşıldığı kadarıyla H. 707 (M. 1307-8) tarihlerinde hayattadır. Yine, Adnan Erzi

    tarafından Beyazıt Devlet Kütüphanesi′nde bulunan 7912 numaralı yazmada şu ifadelere rastlanmaktadır:Vefât-ı Yûnus EmreMüddet-i 'Ömr 82Sene 720". Bu belgeden anlaşılacağı üzere, Yûnus Emre, H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 82 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-?) yılında ölmüştür.(http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Emre).

    Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir. Hacı Bektaş ile ilgisi 'Vilayetname'den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır.

    (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Emre).

    İşlediği konularla Anadolu'da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yûnus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi. Hece ve aruzla vezinleriyle yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la olan ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağının düşünüş biçimini ve kültürünü konuşulan dille, yalın, akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran şairlerinin, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini, Alevi- Bektaşi inançlarını zenginleştirdi. O irşadı en has yol ile, şiir ile gerçekleştiren bir Hak dostu idi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Emre).

    Anadolu’nun yetiştirdiği büyük mutasavvıf ve şair Yunus Emre, ölümünün üzerinden 700 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, gerek mutasavvıf kimliği ile gerekse çağları aşıp gelmiş olan şiirleri ile gönüllerdeki yerini korumaktadır. Yunus, Türk milletinin bağrından çıkmış, Anadolu’nun mayasıyla mayalanmış, bu toprakların Müslümanlaşması sürecinde büyük rol oynamış, şiirlerinde evrensel değerleri, bir olmanın, birlik olmanın önemini vurgulamış, insanları, iyiye, doğruya, güzele davet etmiştir. Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk’ün İslam’a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış bir gönül adamıdır. Bazı kaynaklarda Anadolu’ya gelen Türk boylarından birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir’de öldüğü yolundaki rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu’nun birkaç yöresinde “Yunus Emre” adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden “makam” adı verilen yer vardır (http://www.yunusemre.net/hayati). Türk tasavvufunun dilde ve şiirde kurucusu olan Yunus Emre’nin şiirlerinde ahlak, hikmet, din, aşk gibi konuların hemen hepsi tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüşü çerçevesinde bir yere oturtulur. Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus Emre, “gönül kırmamak” konusuna ayrı bir önem verir ve “üstün bir değer” olarak şiirlerinde bu konuyu özenle işler. Bu arada Yunus Emre’yi öne çıkaran bir başka önemli özelliği de, şiirlerinde işlediği konuları ve telkinleri bizzat kendi hayatında uygulamasıdır. “Din tamam olunca doğar muhabbet” diyen Yunus, İslam’ın sabır, kanaat, hoşgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin eder. Yunus’un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri bağdaştırdığı mısralarında kendini gösterir; millileşen tasavvufa, Türkçenin en güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. 11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok yayılan tasavvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır.

    Türkistan’da Ahmet Yesevi, Anadolu’da Yunus Emre, Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır. Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerdendir. Bu anlamda Mevlana’nın bir benzeridir. O’nun Mevlana kadar çok tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı dil olan Türkçe’nin Batı’da Farsça kadar bilinmemesi, öte yandan da Türk aydınlarının O’nu ihmal etmesindendir. Yunus’taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle özdeşleşmiş “sevgi felsefesinin bir parçası ve hatta sonucudur. Nitekim Yunus’un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını gösteren en çarpıcı mısralarından birisi “Yaradılanı hoş gör / Yaradan’dan ötürü”dür. Yunus Emre’ye göre insanlar, din, mezhep, ırk, millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak etmektedirler. Mademki insanoğlu ruh yönüyle Allah’tan gelmektedir; öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar. Yaşadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda Yunus’un bir başka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik içinde çalkalanan ve Moğol istilaları ile mahvolan Anadolu topraklarında ortaya çıkan batınî cereyanların hiçbirine kapılmadığı gibi, bu akımların Türklerin bütünlüğüne zarar vermesi tehlikesi karşısında da engelleyici bir rol üstlenmiştir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre, hem Türk şiirinin kurucusu, hem de milli birliğin önemli tutkallarından biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla “milli bir sanatçıdır. Tıpkı, Nasrettin Hoca, Köroğlu, Dadaloğlu veya Karacaoğlan gibi… Yunus Emre’nin şiirlerinde en fazla işlenmiş temalar; İlahi aşk, Din, Ahlak, Gurbet, Tabiat, Ölüm ve faniliktir. (http://www.guneykent.bel.tr/yunusemre/detay.php?no=2)

    Türkiye’nin pek çok yerinde Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Yunus Emre’nin Anadolu’da pek çok mezarı, türbesi ve makamı vardır. Bunların bazıları halk rivayetleri arasında söylene gelmiş, sağlam bir belgeye dayanmayan menkıbelerdir. Yunus Emre’den yüzyıllar sonra yazılmış bazı kitaplardaki verilen bilgelerde halk söylentilerine dayandığı için geçerli değildir. Yunus Emre’ye ait olduğu bildirilen bazı arşiv belgelerindeki olaylar, yer isimleri, kişiler ve tarihler arasındaki uyumlar iyi incelenmediği için yanlış yönlendirilmiştir. Bunlardan başlıcalar şöyle sıralanabilir:

    ? Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy;

    ? Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu;

    ? Bursa; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü;

    ? Erzurum Tuzcu (Dutçu) köyü, Duzcu köyü;

    ? Isparta’nın Gönen İlçesi ve Güneykent Beldesi;

    ? Aksaray ili Ortaköy İlçesinde;Ünyede;

    ? Afyon’un Sandıklı ilçesiÇay Köy;

    ? Afyon ili Döğer ilçesi;

    ? Ordu’nun Ünye ilçesi;

    ? Tire; Kırşehir; Bolu; Bandırma;

    ? Niğde;Konya Doğanhisar Koçaş Köyü;

    ? Tokat’ın Niksar İlçesi;

    ? Sivas yakınında bir yol üstü ve Azerbaycan Şeki şehri

    (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Emre;

    http://www.guneykent.bel.tr/yunusemre/detay.php?no=9).

    Bu güne kadar yapılan araştırmalarda bazı Yunus Emre türbelerinde mezar bile olmadığı ortaya çıkmıştır. Yine iddia edilen mezarların bazılarında Yunus Emre’den sonra yaşamış isim benzerliği olan Yunus Emreler olduğu görülmüştür. Ancak yine de Yunus Emre mezarının birçok sayıda olması Yunus Emre’nin Anadolu’da ne kadar sevildiği ve benimsendiğinin çarpıcı bir örneğidir.

    Kasabamız için ayrı bir öneme sahip olan Yunus Emre, belde halkı tarafından oldukça benimsenmiştir. Yunus Emre kültürünün yaşatılması için bir dernek kurulmuştur. Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin GÖZGÜN tarafından kurulan GÜNDER (Güneykent Yunus Emre Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Kültür ve Eğitim Derneği) ile büyük tasavvuf şairi Yunus Emre ile ilgili faaliyet ve organizasyonlar düzenlenmekte, Emirler Geresin’i olarak bilinen beldemizde Yunus kültürü yaşatılmakta ve festival gibi birçok etkinlik düzenlenmektedir.(http://www.guneykent.bel.tr/) 

     Beldemizde dernek dışında birçok yere Yunus Emre adı verilmiştir. Bunlardan başlıcaları, Güneykent Yunus Emre İlkokulu ve Ortaokulu, Yunus Emre Kültür Parkı ve Yunus Emre Gönül Bahçesi’dir. Ayrıca kasaba merkezinde, belediyemizin yanında yer alan meydan parkında Yunus Emre’nin heykeli bulunmaktadır .

     

    ç-) Hayvancılık

     Kasabamızda küçükbaş ve büyükbaş hayvan üretimi yapılmakta bazı aileler koyun ve keçi ile bazı ailelerde besicilik ve süt ineği besleyerek geçimlerini sağlamaktadırlar.

    d-) Tarım  

    Kasaba arazilerinin çok geniş olması ve göletlerin yapılması nedeniyle sulu tarıma geçilmiş , sebze ve meyve üretimine önem verilmiştir. Sulanamayan kıraç yerlerde ise gül, arpa ve buğday gibi tahıl ürünleri yetiştirilmektedir.

    7-) İmar Durumu :

     1970 yılından bu yana  3194 sayılı İmar Kanunu uygulanmaktadır. Elektrik, su ve kanalizasyon durumu mevcuttur. Elektrik 1968 yılı mayıs ayında gelmiş olup her evde elektrik vardır. 1995 yılında su şebekesi yenilenmiştir. 1997 yılında  ise elektrik şebekesi yenilenmiştir. Kanalizasyon yıllara sari olarak yapılmıştır. Karataş Yerleşim Yerinin kanalizasyon şebekesi 2013 yılında tamamlanmıştır.  Gümüşgün Mahallemizde ve Karataş Yerleşim Yerinde imar çalışmalarımız devam etmektedir. Karataş Yerleşim Yerinde ve Kasabamızda İller Bankası Genel Müdürlüğü aracılığı ile İmara Esas Jeoloji-Jeoteknik Zemin Etüdü hazırlanması için 2014 Aralık ayında yer teslimi yapılarak çalışmalara başlanılmıştır. Kasabamız eğimli arazi üzerinde kurulduğundan şiddetli yağışlarda sel sularına maruz kalmaktadır. Bu nedenle kasaba çevresinde dere ıslahları yapılmalıdır.